Ayrı Görüşme: Arabuluculuğun En Güçlü Aracı mı, En Büyük Riski mi?

Anasayfa 5 Blog 5 Ayrı Görüşme: Arabuluculuğun En Güçlü Aracı mı, En Büyük Riski mi?
ADR Istanbul

ADR Istanbul

ADRIstanbul kurum, kuruluşlar, yatırımcılar, işverenler, devletler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarında kalıcı, sürdürülebilir, katma değeri yüksek anlaşmalara hızla ulaşılması için servis veren bir platformdur.

13 Nis 2026

The Caucus

Arabuluculuk başlıyor. Taraflar aynı masaya oturuyor. Arabulucu süreci anlatıyor, taraflar kısaca konuşuyor. Sonra kapılar kapanıyor. Artık herkes ayrı bir odada. Arabulucu mekik dokuyor: bir odadan diğerine, tekliften teklife, pozisyondan pozisyona.

Türkiye’de bu sahne tanıdık. Ama nadiren sorgulanıyor.

Uluslararası literatürde “caucus” olarak bilinen ayrı görüşme, arabulucunun tarafları birbirinden ayırarak her biriyle ayrı ayrı çalıştığı oturumu ifade eder. Güçlü bir araç. Doğru kullanıldığında süreci hızlandırır, tıkanan müzakereyi açar, tarafların açıkça konuşmasını sağlar. Yanlış kullanıldığında ya da alışkanlıkla uygulandığında ise arabuluculuğun özündeki en kıymetli şeyi, taraflar arasındaki doğrudan bağı, sessizce ortadan kaldırır.

Yasal Zemin: Türkiye’de Ayrı Görüşme

6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 10. maddesi açık bir yetki tanımaktadır: “Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir.”

Bu hüküm, ayrı görüşmeyi arabulucunun takdir yetkisine bırakmaktadır. Nasıl kullanılacağı ne zaman başlatılacağı ve ne zaman sonlandırılacağı konusunda herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir. Uluslararası alanda da durum farklı değildir: UNCITRAL Arabuluculuk Model Kanunu’nun 8. maddesi, arabulucunun taraflarla birlikte veya ayrı ayrı görüşebileceğini açıkça düzenler.

Yasal zemin sağlamdır. Asıl tartışma, pratikte ne olduğu üzerinedir.

Ayrı Görüşmenin Güçlü Olduğu Anlar

Ayrı görüşme bazı durumlarda tartışmasız etkilidir.

Duygusal gerilimin yüksek olduğu vakalarda taraflar aynı odada konuşmakta zorlanabilir. Yıllarca süren bir ortaklık anlaşmazlığında ya da aile şirketlerindeki kuşak çatışmalarında, tarafların birbirinin varlığında açık konuşması zordur. Ayrı görüşme bu durumlarda bir baskı valfi işlevi görür. Taraflar arabulucuya gerçek kaygılarını, pozisyon arkasındaki çıkarlarını daha rahat ifade edebilir.

Güç dengesizliği olduğunda da ayrı görüşme koruyucu bir işlev üstlenir. Taraflardan biri baskın, diğeri çekingenleşiyorsa ortak oturum zaten eşit bir zemin sunmaz. Ayrı görüşme, her tarafın sesini eşit biçimde arabulucuya taşımasına olanak tanır.

Gerçekçilik testinin gerektiği anlarda ise ayrı görüşme vazgeçilmezdir. Arabulucunun bir tarafın pozisyonundaki zayıflıkları, karşı tarafın önünde değil, güvenli bir ortamda dile getirmesi gerekir. Bu, süreci ilerleten en kritik müdahalelerden biridir.

Ayrı Görüşmenin Sessizce Zararlı Olduğu Anlar

İşte burada literatürün büyük çoğunluğunun göz ardı ettiği bir gerçek devreye giriyor.

Her mesaj filtreden geçer. Arabulucu ne kadar deneyimli olursa olsun, bir odadan diğerine taşınan şey mesajın kendisi değil, arabulucunun yorumladığı versiyonudur. Ton, tereddüt, pişmanlık, samimiyet… Bunlar aktarılamaz. Hissedilir, duyulur, yüzde okunur. Bir koridor boyunca taşınamaz.

Bu sınır, bazı uyuşmazlıklarda kritik bir kayba yol açar. Ortaklık anlaşmazlıklarında, aile şirketlerinde, uzun soluklu iş ilişkilerinde tarafların çoğu zaman ihtiyaç duyduğu şey rakam değildir. Karşı tarafın bir şeyi gerçekten anladığını, bir kararın ne anlama geldiğini kavradığını görmektir. Bunun için aynı odada bulunmak gerekir.

Özürler bunun en somut örneğidir. Arabuluculuk süreçlerinde, açıkça dile getirilmese de tarafların büyük çoğunluğu bir tür tanınma arar. “Bu durumun ne yarattığını anlıyorum” ya da “o süreçte farklı davranabilirdim” cümleleri, bir arabulucu tarafından iletildiğinde çoğu kez stratejik bir hamle gibi algılanır. Yüz yüze söylendiğinde ise tüm dinamiği değiştirebilir.

Uzayan ayrı görüşmeler aynı zamanda güvensizlik üretir. Taraflar “karşı odada ne konuşuluyor, arabulucu neleri vurguluyor, neleri yumuşatıyor” sorusunu sormaya başlar. Bu şüphe temelsiz olsa bile, zamanla süreci işlemsel bir hale getirir: rakamlar hareket eder ama gerçek anlamda hiçbir şey çözülmez.

Dünyada Eğilim Nereye Gidiyor?

Ayrı görüşme ve ortak oturum arasındaki denge, son yıllarda uluslararası arabuluculuk camiasında ciddi bir tartışma konusudur.

ABD’de son otuz yılda “joint session” olarak bilinen ortak oturum giderek azalmış, ayrı görüşme baskın hale gelmiştir. Ancak 2021’den itibaren bu eğilime karşı güçlü bir ses yükselmeye başlamıştır. Galton, Love ve Weiss’ın kaleme aldığı “The Decline of Dialogue” başlıklı makale, ortak oturumun kaybolmasını arabuluculuğun diyalog boyutunun kaybı olarak nitelendirmekte ve pratiğin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

İngiltere’de standart yaklaşım ortak oturumla başlamak, gerektiğinde ayrı görüşmeye geçmektir. Ticari arabuluculuğun köklü olduğu bu sistemde ayrı görüşme bir istisna olarak değil, bir araç olarak konumlanmaktadır.

Avustralya’da kolaylaştırıcı arabuluculuk modeli baskındır. Bu yaklaşım ortak oturumu ön plana çıkarır; ayrı görüşme, tıkanma anlarında başvurulan bir müdahale olarak tutulur.

Singapur’da ise kültürel hassasiyetler ayrı görüşmeyi daha yaygın kılmaktadır. Özellikle Asya pazarına yönelik uluslararası ticari uyuşmazlıklarda tarafların aynı masada doğrudan yüzleşmekten kaçındığı görülür.

Tüm bu farklılıkların altında ortak bir bulgu yatmaktadır. 2022 yılında yayımlanan ve sekiz eyalette 1.000’den fazla arabulucuyla yürütülen araştırma, arabulucuların büyük çoğunluğunun her davada aynı yapıyı kullandığını ortaya koymuştur. Yani ayrı görüşmeye geçiş kararı çoğu zaman davanın özelliğine göre değil, arabulucunun alışkanlığına göre verilmektedir. Araştırmacılar buna “cookie cutter” yaklaşımı adını vermektedir: tek tip kalıp, her dava için aynı reçete.

Türkiye’ye Bakmak

Türkiye’de arabuluculuk pratiği zorunlu arabuluculuk üzerine inşa edilmiştir. İş uyuşmazlıklarında ve ticari davalarda birçok dosya iki saat içinde kapanmaktadır. Bu hız odaklı ortamda ayrı görüşme, teknik bir tercih olmaktan çıkmakta ve zaman kısa yoluna dönüşmektedir.

Ancak ticari arabuluculuk büyüdükçe, kurumsal ve uluslararası uyuşmazlıklar arttıkça bu soru daha kritik bir hal alacaktır. Ortaklık anlaşmazlıklarında, aile şirketlerinde, uzun vadeli iş ilişkilerinde hız tek ölçüt değildir. Anlaşmanın uygulanabilirliği, ilişkinin geleceği ve tarafların süreci nasıl deneyimlediği de en az hız kadar belirleyicidir.

Bu bağlamda Türk arabuluculuk pratiğinin “nasıl daha hızlı çözüriz” sorusundan “hangi araç bu davaya daha uygun” sorusuna geçmesi, sektörün olgunlaşmasının bir göstergesi olacaktır.

Araç mı, Alışkanlık mı?

Ayrı görüşme arabuluculuğun güçlü araçlarından biridir. Doğru anda, doğru gerekçeyle uygulandığında süreci ilerletir, tıkanan müzakereyi açar, taraflara güvenli bir alan sunar.

Ancak otomatik olarak uygulandığında, davanın özelliğinden bağımsız bir şablon haline geldiğinde, arabuluculuğun en kıymetli boyutunu, tarafların birbirini doğrudan görmesini, duymasını ve anlamasını, devre dışı bırakır.

Doğru soru şudur: “Bu davada neden ayrı görüşmeye geçiyorum?”

Bu sorunun cevabı net değilse, ayrı görüşme bir araç olarak değil, bir alışkanlık olarak işliyordur. Ve alışkanlıklar, arabuluculukta nadiren en iyi sonucu üretir.

Kaynaklar

  • Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği, Madde 10, mevzuat.gov.tr
  • UNCITRAL Model Law on International Commercial Mediation, Article 8, uncitral.org
  • Wissler, R. & Hinshaw, A. (2022). Joint Session or Caucus? Factors Related to How the Initial Mediation Session Begins. Ohio State Journal on Dispute Resolution, 37(4)
  • Wissler, R. & Hinshaw, A. (2024). Comparing Joint Session and Caucus Outcomes. SSRN
  • Galton, E., Love, L. & Weiss, J. (2021). The Decline of Dialogue: The Rise of Caucus-Only Mediation and the Disappearance of the Joint Session. Alternatives to the High Cost of Litigation, 39(6)
  • Hisey, J. (2026). Caucus: A Blessing and a Curse in Mediation. Mediate.com
  • Alexander, N. (2024). Comparative Mediation Law Mapping Mediation Law with the Mediation Matrix. Comparative Procedural Law and Justice, CPLJ XV 4

 

ADR Istanbul

ADR Istanbul

ADRIstanbul kurum, kuruluşlar, yatırımcılar, işverenler, devletler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarında kalıcı, sürdürülebilir, katma değeri yüksek anlaşmalara hızla ulaşılması için servis veren bir platformdur.

13 Nis 2026

Diğer Yazılarımız

Acının Gölgesinde Arabuluculuk: Tanıklık Etmek, Taşımak Değil

Acının Gölgesinde Arabuluculuk: Tanıklık Etmek, Taşımak Değil

Simone Weil 1942'de şöyle yazdı: "Mutsuz olanların bu dünyada ihtiyaç duyduğu tek şey, kendilerine dikkatlerini verebilecek insanlardır. Bir ıstırap çekene gerçekten dikkat verebilmek son derece nadir ve güç bir şeydir; neredeyse bir mucizedir. Buna sahip olduğunu...

Bizi sosyal medyada da takip edin.