Eşit Ücret Neden Hâlâ Bir Hedef?

Anasayfa 5 Blog 5 Eşit Ücret Neden Hâlâ Bir Hedef?
ADR Istanbul

ADR Istanbul

ADRIstanbul kurum, kuruluşlar, yatırımcılar, işverenler, devletler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarında kalıcı, sürdürülebilir, katma değeri yüksek anlaşmalara hızla ulaşılması için servis veren bir platformdur.

16 Eyl 2026

Dolar banknotları üzerinde kadın ve erkek sembolleriyle eşit ücret ve cinsiyetler arası ücret farkı

18 Eylül Uluslararası Eşit Ücret Günü, ilk kez 2020 yılında kutlandı. Birleşmiş Milletler tarafından eşit değerde işe eşit ücret ilkesine dikkat çekmek amacıyla ilan edilen günün altıncı yılında tablo hâlâ önemli bir açığa işaret ediyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2026 verilerine göre ücretli çalışan kadınlar küresel ölçekte erkeklerden ortalama yaklaşık %20 daha az kazanıyor. Üstelik çocuk sahibi kadınlarda fark daha da büyüyor.  

Bu nedenle eşit ücret konusu, aynı işi yapan iki çalışanın bordrolarını karşılaştırmaktan çok daha geniş bir mesele.

İstihdama erişimden mesleklerin kadın ve erkekler arasında dağılımına, bakım sorumluluklarından terfi olanaklarına, ücret belirleme sistemlerinden şeffaflığa kadar çalışma hayatının farklı katmanları bu farkın oluşmasında rol oynuyor.

Ve ortaya çıkan sonuç yalnızca kadınların geliriyle ilgili değil. Ekonomik büyüme, iş gücüne katılım, yoksulluk, sosyal hareketlilik ve kurumlara duyulan güvenle de doğrudan bağlantılı.

“Eşit İş” Değil, “Eşit Değerde İş”

Eşit ücret ilkesini anlamak için önemli bir kavramsal ayrım var.

ILO’nun 1951 tarihli 100 No’lu Eşit Ücret Sözleşmesi, kadın ve erkeklerin yalnızca aynı iş için değil, eşit değerde iş için eşit ücret almasını öngörüyor.

Bu fark önemli.

İki kişinin aynı unvana sahip olması gerekmiyor. Farklı işler; gerektirdikleri beceri, çaba, sorumluluk ve çalışma koşulları bakımından eşit değerde olabilir.

Dolayısıyla soru yalnızca “aynı pozisyondaki kadın ve erkek aynı ücreti alıyor mu?” değil.

İşlerin değerini hangi ölçütlerle belirliyoruz ve bu ölçütler gerçekten tarafsız mı?

ILO’nun Mart 2026’da yayımladığı kapsamlı ücret eşitliği rehberi de bu nedenle objektif iş değerlendirmesini, ücret şeffaflığını, sosyal diyaloğu, iş denetimini, bakım politikalarını ve toplumsal cinsiyet kalıplarının azaltılmasını aynı politika çerçevesinin parçaları olarak ele alıyor.  

Rakamlar Ne Söylüyor?

Küresel ortalama önemli, fakat tek başına bütün tabloyu anlatmıyor.

Birleşmiş Milletler kadınların dünya genelinde erkeklerden yaklaşık %20 daha az ücret aldığını belirtiyor. Sağlık ve bakım sektörlerinde fark %24’e kadar çıkıyor.  

Avrupa Birliği’nde ise kadınların ortalama brüt saatlik kazancı 2024 yılında erkeklerden %11,1 daha düşüktü. Ülkeler arasındaki fark dikkat çekici: Estonya’da %18,8, Çekya’da %18,5, Almanya’da %15,7 iken Belçika’da %0,7. Eurostat’ın bu göstergesinin düzeltilmemiş ücret farkını ölçtüğünü de belirtmek gerekiyor; dolayısıyla rakamlar tek başına doğrudan ücret ayrımcılığının ölçüsü değil.  

Bu farklılık bize başka bir şeyi gösteriyor: Ücret eşitsizliğinin tek bir nedeni ve dolayısıyla tek bir çözümü yok.

Çalışılan sektör, meslek, çalışma süresi, ebeveynlik, bakım yükü, kariyer kesintileri, yönetim pozisyonlarına erişim ve ücret sistemlerinin yapısı birlikte sonuç üretiyor.

Kanun Varsa Neden Sorun Devam Ediyor?

2026’nın en dikkat çekici verilerinden biri bu soruya cevap veriyor.

Dünya Bankası’nın Women, Business and the Law 2026 araştırması 190 ekonomiyi yalnızca yürürlükteki kanunlar üzerinden değil, bu kanunları destekleyen politikalar ve uygulamadaki etkinlikleri bakımından da inceliyor.

Sonuç oldukça çarpıcı.

Kadınların ekonomik eşitliğini destekleyen hukuki düzenlemelerin yeterliliğinde ülkelerin ortalama puanı 100 üzerinden 67.

Bu düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin değerlendirmede puan 53’e düşüyor.

Hakların hayata geçirilebilmesi için gereken politika ve kurumsal mekanizmalarda ise ortalama 47.

Dünya genelindeki kadınların yalnızca %4’ü, ekonomik fırsatlar bakımından hukuki eşitliğe yakın sistemlerde yaşıyor.  

Eşit ücret tartışmasının önemli bir bölümü tam burada bulunuyor.

Bir hakkın mevzuatta tanınması ile çalışma hayatında gerçekten kullanılabilmesi aynı şey değil.

Eşitlik ile Kalkınma Arasındaki Bağ

Ücret eşitliği bazen sosyal politika veya çalışan hakları başlığı altında değerlendiriliyor. Oysa ekonomik etkisi çok daha geniş.

Dünya Bankası’nın 2026 değerlendirmesine göre kadınların istihdam ve girişimcilikte karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması, küresel GSYH’yi yaklaşık %20 artırma potansiyeline sahip.  

Bunun nedeni oldukça açık.

Bir ekonomide nüfusun yarısının yeteneklerinden, eğitiminden ve üretim kapasitesinden tam olarak yararlanılamıyorsa mesele yalnızca gelir dağılımı meselesi değildir. İş gücü arzı, verimlilik, yetenek havuzu, girişimcilik ve büyüme kapasitesi de bundan etkilenir.

Bu nedenle toplumsal gelişmişlik ile ekonomik eşitliği birbirinden ayırmak güç.

Kadınların ekonomik hayata hangi koşullarda katılabildiği; bir ülkenin hukukunun, kurumlarının, iş gücü piyasasının ve sosyal politikalarının birlikte nasıl çalıştığına ilişkin de önemli bir gösterge.

Şeffaflık Neden Önem Kazanıyor?

Ücret eşitsizliğinin yönetilmesini zorlaştıran unsurlardan biri bilgi asimetrisi.

Çalışan kendi ücretini bilir. Ancak benzer veya eşit değerdeki işleri yapan çalışanların ücretlerinin nasıl belirlendiğini, hangi kriterlerin kullanıldığını ve kurum içinde sistematik bir fark bulunup bulunmadığını çoğu zaman bilmez.

Bu nedenle ücret şeffaflığı son yıllarda eşit ücret politikalarının önemli araçlarından biri haline geldi.

Avrupa Birliği’nin 2023/970 sayılı Ücret Şeffaflığı Direktifi de bu yaklaşımı benimsiyor. Düzenleme ücret belirleme kriterlerinin daha görünür hale gelmesi, çalışanların ücret bilgilerine erişebilmesi ve belirli büyüklükteki işverenlerin ücret farklarını raporlaması gibi mekanizmalar getiriyor.

Buradaki mantık önemli: ölçemediğimiz bir eşitsizliği yönetmek de zor.

Şeffaflık ücret farkının varlığını tek başına ortadan kaldırmaz. Ancak farkın görünür hale gelmesini, nedenlerinin incelenmesini ve gerektiğinde düzeltici mekanizmaların kurulmasını sağlar.

Ücret Eşitsizliği Bir Yönetişim Meselesi

Bu noktada konu şirketler açısından da değişiyor.

Eşit ücret politikası yalnızca insan kaynaklarının veya hukuk departmanının konusu olarak görülemez. Ücret sisteminin nasıl tasarlandığı, işlerin nasıl değerlendirildiği, terfi kriterleri, performans ölçümü, yönetim sorumluluğu ve çalışanların itirazlarını hangi kanallardan dile getirebildiği aynı sistemin parçaları.

Ücret farkı ortaya çıktıktan sonra ne yapılacağı kadar, farkın sistematik hale gelmesini önleyecek mekanizmaların bulunup bulunmadığı da önemli.

Şirketler açısından sorulabilecek sorular bu nedenle oldukça somut:

Ücret belirleme kriterleri açık mı?

Eşit değerdeki işler objektif kriterlerle karşılaştırılıyor mu?

Açıklanamayan ücret farkları düzenli olarak izleniyor mu?

Çalışanların ücretlendirmeye ilişkin itirazlarını güvenli biçimde dile getirebilecekleri mekanizmalar var mı?

Ortaya çıkan görüş ayrılıkları büyümeden ele alınabiliyor mu?

Arabuluculuk Nerede Devreye Giriyor?

Ücret uyuşmazlıklarının kendine özgü bir tarafı var. Çoğu zaman taraflar arasındaki çalışma ilişkisi devam ediyor.

Bu nedenle mesele yalnızca geçmişte ödenen ücretin miktarını belirlemek olmayabilir. Çalışanın kuruma duyduğu güven, yöneticisiyle ilişkisi, kariyer beklentisi ve gelecekteki çalışma koşulları da uyuşmazlığın içinde yer alabilir.

Arabuluculuk bu tür uyuşmazlıklarda taraflara yalnızca hukuki pozisyonlarını değil, uyuşmazlığın arkasındaki daha geniş çalışma ilişkisini de değerlendirebilecekleri bir alan sağlayabilir.

Ancak burada önemli bir sınır var.

Arabuluculuk, sistematik ücret eşitsizliğinin üzerini örten bir gizlilik mekanizmasına dönüşmemeli. Bireysel bir uyuşmazlığın çözülmesi, kurum içinde yapısal bir ücret farkı varsa bunun incelenmesi ve giderilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

Dolayısıyla etkili yaklaşım iki katmanlı olmalı: kurum düzeyinde şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir ücret sistemleri; bireysel uyuşmazlıklarda ise uygun olduğunda erken diyalog, müzakere ve arabuluculuk mekanizmaları.

18 Eylül’ün Hatırlattığı

Eşit değerde işe eşit ücret ilkesi ILO tarafından 1951’de kabul edildi.

Aradan 75 yıl geçti.

2026’da kadınların küresel ölçekte hâlâ yaklaşık %20 daha az ücret kazanması, meselenin ilkenin kabul edilmesinden çok uygulamanın nasıl kurulacağıyla ilgili olduğunu gösteriyor.  

Bugün elimizde daha fazla veri, daha gelişmiş ücret analizleri, şeffaflık düzenlemeleri ve daha güçlü hukuki araçlar var.

Ancak Dünya Bankası’nın 2026 verisinin gösterdiği gibi hukuk, politika ve uygulama arasındaki mesafe hâlâ büyük.

Uluslararası Eşit Ücret Günü bu nedenle yalnızca ücret farkını hatırlatan bir gün değil.

Bir kurumun, bir iş gücü piyasasının ve nihayetinde bir toplumun eşitliği ne ölçüde uygulamaya dönüştürebildiğine bakmak için de önemli bir tarih.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

SKA 5: Toplumsal Cinsiyet EşitliğiSKA 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik BüyümeSKA 10: Eşitsizliklerin AzaltılmasıSKA 16: Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar

Kaynaklar

Birleşmiş Milletler, International Equal Pay Day.  ⁠BM Uluslararası Eşit Ücret Günü

International Labour Organization, Towards Pay Equity: A Comprehensive Response to the Gender Pay Gap, 2026.  ⁠ILO 2026 Ücret Eşitliği Rehberi

World Bank, Women, Business and the Law 2026: Benchmarking Laws for Jobs and Inclusive Growth.  ⁠Women, Business and the Law 2026

Eurostat, Key Figures on Europe 2026, Gender Pay Gap verileri.  ⁠Eurostat 2026

OECD, Gender Wage Gap Database, 2026 güncellemesi.  ⁠OECD Gender Wage Gap

European Union, Directive (EU) 2023/970 on Pay Transparency.

ADR Istanbul

ADR Istanbul

ADRIstanbul kurum, kuruluşlar, yatırımcılar, işverenler, devletler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarında kalıcı, sürdürülebilir, katma değeri yüksek anlaşmalara hızla ulaşılması için servis veren bir platformdur.

16 Eyl 2026

Diğer Yazılarımız

Bizi sosyal medyada da takip edin.