7 Mayıs 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin bağımsız Uzmanlar Grubu, on yıllardır gündemde olan bir soruya ilk küresel yanıtı sundu: Bir ülkenin gerçek anlamda ilerlediğini nasıl ölçeriz?
‘Counting What Counts: A Compass of Progress for People and Planet’ başlıklı rapor, GSYİH’nin ötesine geçmek için 31 göstergeden oluşan pratik bir panel öneriyor. Refah, eşitlik, sürdürülebilirlik, barış, insan hakları ve kurumların kalitesi bu göstergelerin çerçevesini oluşturuyor.
Bu rapor bir ekonomi belgesi. Ama içinde, uyuşmazlık çözümü alanına doğrudan dokunan bir tez var: Neyi ölçtüğümüz, neye değer verdiğimizi belirler.
Rapor Ne Öneriyor?
BM Genel Sekreteri’nin 2024 Geleceğin Paktı kapsamında görevlendirdiği bağımsız uzmanlar grubu, bir yıllık çalışma sonunda 31 göstergeden oluşan bir panel geliştirdi. Göstergeler dört bileşen etrafında yapılandırıldı.
Birincisi temel ilkeler: barış, insan hakları ve gezegene saygı. İkincisi güncel refah: maddi koşullar, sağlık, eğitim, güvenlik, öznel iyi olma hali, sosyal uyum, kurumların kalitesi ve çevre kalitesi. Üçüncüsü eşitlik ve kapsayıcılık: gelir, cinsiyet ve nesiller arası farkların izlenmesi. Dördüncüsü ise gelecek nesillerin refahı: bugünün kararlarının yarın üretip üretmeyeceği değer.
Raporun temel argümanı şu: GSYİH büyürken güvenlik kötüleşebilir, çevre bozulabilir, toplumsal güven çöküebilir. Ekonomi iyi giderken insanlar kendini geride bırakılmış hissedebilir. Bu boşluk, yalnızca GSYİH’ye bakmanın neye mal olduğunu gösteriyor.
Kurumların Kalitesi Neden Önemli?
Raporun 31 göstergesi arasında dikkat çeken bir başlık var: kurumların kalitesi ve kamu güveni. Bu gösterge, güncel refah bileşeni altında yer alıyor ve GSYİH’nin hiçbir zaman ölçemediği bir şeyi ölçmeyi hedefliyor: insanların kurumlarına ne kadar güvendiği.
Bu, ADR ekosistemi için doğrudan anlamlı.
Arabuluculuk ve alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemleri, kurumsal güveni hem yansıtan hem de üreten mekanizmalar. Taraflar bir arabuluculuk masasına oturduğunda, yalnızca bir uyuşmazlığı çözmüyor. Aynı zamanda kendi aralarında ve süreçlere karşı güven inşa ediyor ya da güveni yeniliyor.
BM’nin önerdiği yeni çerçeve bu bağı görünür kılıyor: bir ülkenin uyuşmazlık çözüm kapasitesi, kurumsal kalite göstergelerini doğrudan etkiliyor.
SKA 16 Bağlantısı
Raporun temel ilkeleri arasında barış, insan hakları ve gezegene saygı yer alıyor. Bu ilkeler, BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 16. maddesiyle, yani Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar hedefiyle doğrudan örtüşüyor.
SKA 16, arabuluculuk ve ADR alanının en güçlü kurumsal dayanaklarından biri. Erişilebilir, kapsayıcı ve etkili uyuşmazlık çözüm mekanizmaları bu hedefin somut araçları.
BM’nin yeni ilerleme pusulası bu bağı daha da güçlendiriyor: barış ve güçlü kurumlar artık yalnızca normatif hedefler değil, ölçülebilir ilerleme göstergeleri. Bu ölçüm çerçevesi, ADR mekanizmalarının toplumsal katkısını somut verilerle görünür kılma imkanı sunuyor.
Neyi Ölçtüğümüz, Neye Değer Verdiğimizi Belirler
Raporun en güçlü cümlesi bu: ‘Neyi ölçtüğümüz, neye değer verdiğimizi belirler.’
Bu cümle uyuşmazlık çözümü alanında da derin bir soru açıyor.
Uyuşmazlık çözümünde neyi ölçüyoruz?
Türkiye’de arabuluculuk istatistikleri çoğunlukla anlaşma oranlarına, dava sayılarına ve sürece odaklanıyor. Bunlar önemli göstergeler. Ama eksik bir tablo sunuyor.
Tarafların süreci nasıl deneyimlediğini ölçmüyoruz. Anlaşmanın ne kadar sürdürülebilir olduğunu ölçmüyoruz. İlişkinin uyuşmazlıktan sonra nereye gittiğini ölçmüyoruz. Kurumsal güvene katkıyı ölçmüyoruz.
Peki bu boşluk ne anlama geliyor?
BM’nin yeni çerçevesi bu soruya ilham veriyor. Eğer toplumsal ilerlemeyi yalnızca ekonomik çıktıyla değil, güven, refah ve kurumsal kaliteyle ölçmek gerekiyorsa; uyuşmazlık çözümünü de yalnızca anlaşma sayısıyla değil, ürettiği güven ve sürdürülebilirlikle ölçmek gerekiyor.
Bu bakış açısı, ADR’nin toplumsal değerini çok daha geniş bir perspektiften görmeyi sağlıyor. Arabuluculuk yalnızca mahkeme yükünü azaltan bir araç değil; sosyal uyumu, kurumsal güveni ve barışçıl birlikte yaşamı destekleyen bir mekanizma.
Türkiye İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’nin arabuluculuk altyapısı hızla gelişiyor. 2025 verilerine göre uyuşmazlıkların yüzde 54’ü anlaşmayla sonuçlandı. İş mahkemelerinde yük yüzde 77,5 azaldı.
Ama bu rakamların yanına başka sorular da eklenmeli: Bu süreçler tarafların kurumsal güvenini artırıyor mu? Uzlaşılar ne kadar sürdürülebilir? ADR mekanizmaları toplumsal barışa somut katkı sağlıyor mu?
BM’nin yeni gösterge paneli bu soruları yanıtlamak için bir referans çerçevesi sunuyor. Türkiye’nin ADR alanındaki ilerlemeyi bu çerçeveyle değerlendirmesi, hem sektörün görünürlüğünü hem de politika yapıcıların bu alana verdiği önemi artırabilir.
Kaynaklar
UN High-Level Expert Group on Beyond GDP. (7 Mayıs 2026). Counting What Counts: A Compass of Progress for People and Planet. un.org.
UN DESA. (7 Mayıs 2026). United Nations Proposes New Global Dashboard to Measure Progress Beyond GDP. un.org.
UNCTAD. (2026). Counting What Counts: A Compass of Progress for People and Planet. unctad.org.
Adalet Bakanlığı. (2026). 2025 Yılı Arabuluculuk İstatistikleri. adalet.gov.tr.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, SKA 16: Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar. sdgs.un.org.




