Zorunlu Arabuluculuk, Yapay Zekâ ve Yeni Dönem
Sivil ve ticari uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuğun geldiği noktayı ve gelecekte alacağı yönü görmek isteyen herkes için CEDR Mediation Audit 2025 adeta bir pusula niteliğinde. Bu yıl 11.si yayımlanan ve 461 arabulucunun katılımıyla hazırlanan rapor, yalnızca İngiltere’nin değil, küresel ADR camiasının da nabzını tutuyor.
Raporun en çarpıcı çıktılarından biri, mahkemelerin artık tarafları zorunlu olarak arabuluculuğa yönlendirebilmesi. Churchill v Merthyr Tydfil kararı sonrası başlayan bu yeni dönem, sadece bir uygulama değişikliği değil, bir paradigma kayması anlamına geliyor. Üstelik gelişmeler bununla sınırlı değil: Arabulucuların %59’u yapay zekâyı şimdiden süreçlerine entegre etmiş durumda, meslektaşlar ise düzenleme taleplerini yüksek sesle dile getiriyor.
CEDR’nin ortaya koyduğu bu kapsamlı tablo, arabuluculuğun artık yalnızca “alternatif” değil, merkezi bir çözüm yöntemi haline geldiğini gösteriyor.
Anahtar Bulgular: Arabuluculuğun Yeni Rotası
CEDR Mediation Audit 2025, yalnızca rakamlar sunmuyor; aynı zamanda mesleğin nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve önümüzdeki dönemde hangi kırılma noktalarının bizi beklediğini de ortaya koyuyor. Raporda öne çıkan beş başlık, yalnızca İngiltere değil, Türkiye dahil pek çok ülke için de yön belirleyici olabilir.
- Zorunlu Arabuluculuk Dönemi Başladı
İngiltere’de Yargıtay düzeyinde verilen Churchill v Merthyr Tydfil County Borough Council kararı, mahkemelerin tarafları arabuluculuğa yönlendirme yetkisini tanıdı. Bu karar, arabuluculuğun gönüllülük ilkesinin yeniden tartışılmasına neden olurken, uygulamada ciddi bir büyüme beklentisini beraberinde getiriyor. Rapor verilerine göre:
- Arabulucuların %60’ı bu kararın sektörde büyümeyi hızlandıracağını düşünüyor.
- %38’i daha şimdiden artan arabuluculuk başvurularıyla karşılaştıklarını bildiriyor.
- Yorumlar, özellikle düşük değerli uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuğun yaygınlaşacağı yönünde.
- Yapay Zekâ Kullanımı Yükseliyor, Kaygılar da Öyle
Rapora göre, arabulucuların %59’u yapay zekâ araçlarını aktif biçimde kullanmaya başladı. En çok tercih edilen araçlar arasında ChatGPT ve Otter.ai yer alıyor. Ancak kullanım büyük ölçüde idari görevlerle sınırlı: özet çıkarma, transkript hazırlama, doküman tarama gibi.
- Arabulucuların %41’i gizlilik ve etik konusunda ciddi endişe taşıyor.
- AI, doğrudan taraflarla etkileşimde henüz kullanılmıyor.
- Kullanım biçimi, insan unsurunun hâlen vazgeçilmez olduğunu gösteriyor.
- Arabuluculuk Kariyerine Giriş Kolay Değil
Mesleğe yeni giren arabulucular için piyasada yer edinmek giderek zorlaşıyor. Rapora göre:
- Arabulucuların %70’i ilk beş arabuluculuğunu üç yıl içinde yaptı.
- Ancak yılda 10 ve üzeri vaka sayısına ulaşmak daha uzun zaman alıyor.
- %63’ü, kişisel tanıtım ve pazarlamanın olmazsa olmaz olduğunu vurguluyor.
- Genç arabulucular, piyasadaki yerleşik isimlerle rekabet etmekte zorlanıyor.
- Profesyonel Düzenleme Beklentisi Güçleniyor
CEDR’nin 2025 anketine katılan arabulucuların %83’ü, mesleğin profesyonel bir çerçevede düzenlenmesini destekliyor. Bu oran, önceki yıllara kıyasla belirgin bir artış gösteriyor ve sektördeki düzenleme talebinin güçlendiğini ortaya koyuyor.
Katılımcıların büyük çoğunluğu, düzenleyici kurum olarak Civil Mediation Council (CMC)’yi en uygun yapı olarak görüyor. Bu talebin arkasındaki temel gerekçe ise açık: Zorunlu arabuluculuk sisteminin etkili şekilde işlemesi için, meslekî yeterlilik, etik standartlar ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Ancak görüş birliği tam değil. Arabulucuların %17’si düzenlemelere mesafeli yaklaşıyor. Bu grup, özellikle artan maliyetler, ek idari yük ve bürokratik engellerin mesleği daha zor hale getirebileceğini savunuyor.
- Arabuluculukta Büyüme Beklenen Alanlar
Arabulucuların öngörülerine göre önümüzdeki iki yıl içinde büyümenin en çok beklendiği alanlar şöyle sıralanıyor:
- Sivil ve ticari uyuşmazlıklar
- İş yeri ve istihdam ilişkileri
- Kişisel zarar ve borç davaları
- Çevresel anlaşmazlıklar
- Devletle ilgili hukuki süreçler (özellikle kamu politikaları ve ihale sistemleri)
Mahkemelerin yönlendirdiği zorunlu arabuluculuk sisteminin, düşük değerli uyuşmazlıkları hızla sisteme çekmesi bekleniyor.
Sayılara Dökülen Etki: Ekonomik Katkılar
CEDR Mediation Audit 2025, arabuluculuğun yalnızca bir uyuşmazlık çözüm aracı değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik kaldıraç olduğunu da ortaya koyuyor. Raporda sunulan veriler, arabuluculuğun bireysel davaların ötesinde kamu ekonomisine doğrudan katkı sunduğunu gösteriyor.
İngiltere’de arabuluculuk sayesinde sağlanan yıllık ekonomik tasarrufun 5,9 milyar sterline ulaştığı tahmin ediliyor. Bu rakam yalnızca 2023 yılına ait. 1990’dan bu yana biriken toplam tasarruf ise 50 milyar sterlini aşmış durumda.
2022’ye göre %24’lük bir artışla, yıllık arabuluculuk vaka sayısı 21.000’e yükselmiş. Başarı oranları ise istikrarını koruyor: Arabuluculukla sonuçlanan uyuşmazlıkların ortalama çözüm oranı %87.
Rapor ayrıca dikkat çeken bir diğer metriği de paylaşıyor: 90:1 oranında yatırım getirisi. Yani, arabuluculuğa yapılan her 1 sterlinlik yatırım, sistem genelinde 90 sterlinlik bir ekonomik fayda sağlıyor. Bu oran, kamu politikaları açısından arabuluculuğun neden daha fazla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bu veriler, arabuluculuğun sadece taraflar için değil, kamu bütçesi, adalet sistemi ve ekonomik verimlilik açısından da son derece stratejik bir çözüm yöntemi haline geldiğini gösteriyor.
Türkiye Perspektifi: Bizi Neden İlgilendiriyor?
CEDR Mediation Audit 2025’in ortaya koyduğu veriler, yalnızca İngiltere özelinde değil, Türkiye gibi arabuluculuk uygulamasını hızla kurumsallaştıran ülkeler açısından da büyük önem taşıyor. Raporun gündeme getirdiği başlıca beş eğilim, Türkiye’deki mevcut durumu hem teyit ediyor hem de ileriye dönük bazı ihtiyaçlara işaret ediyor.
Zorunlu Arabuluculuk: Türkiye, iş, ticaret ve tüketici uyuşmazlıkları ve muhtelif alanlarda zorunlu arabuluculuğu çoktan hayata geçirmiş bir ülke. Ancak İngiltere’de olduğu gibi kamu idaresiyle birey arasında doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuğun genişletilmesi hâlâ tartışma konusu. Toplumsal Yaşamda ADR uygulamaları bu boşluğu doldurma potansiyeli taşıyor.
Yapay Zekâ ve Dijital Dönüşüm: Türkiye’deki arabulucular da tıpkı meslektaşları gibi dijital araçları kullanmaya başlıyor. Ancak veri güvenliği, gizlilik ve tarafsızlık gibi konularda henüz ortak bir etik çerçeve oluşturulmuş değil. AI araçlarının sistematik ve güvenli biçimde entegrasyonu, kısa vadeli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.
Mesleki Düzenleme ve Denetim: Türkiye’de Adalet Bakanlığı gözetiminde yürütülen arabuluculuk sisteminde eğitim ve lisanslama belli standartlara bağlanmış durumda. Ancak profesyonel itibar, performans izleme, şeffaflık ve mesleki denetim açısından gelişim alanı devam ediyor. CEDR verileri, bu tür bir regülasyonun yalnızca kaliteyi değil, güveni de artırdığını ortaya koyuyor.
Arabuluculukta Kariyer ve Pazarlama: Türkiye’de de genç arabulucuların sektöre girişte benzer zorluklar yaşadığı biliniyor. Genişleyen piyasa, artan rekabet ve düşük farkındalık düzeyi, kariyer gelişiminde stratejik pazarlamanın ve uluslararası akreditasyonun önemini artırıyor. Bu noktada IMI destekli eğitim programları gibi nitelikli çözümler devreye giriyor
Büyüyen Uyuşmazlık Alanları: Türkiye’de de iş yeri çatışmaları, ticari ihtilaflar, kişisel zarar, borç-alacak ilişkileri ve çevresel konular gibi alanlarda arabuluculuğa olan talep artıyor. Bu alanlarda erken müdahale, çözüm sürelerini ve dava yükünü önemli ölçüde azaltabilir.
Küresel raporun Türkiye açısından en net mesajı şu: Arabuluculuk artık alternatif değil, merkezî bir çözüm yöntemi. Bu gerçeklik, uygulamanın kapsamını ve kalitesini artıracak yapısal adımları kaçınılmaz hâle getiriyor.
Merkezî Bir Çözüm Olarak Arabuluculuk
CEDR Mediation Audit 2025, arabuluculuğun artık “alternatif” değil, modern hukuk sistemlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Gerek ekonomik etkisi gerekse yapısal dönüşüm potansiyeliyle arabuluculuk, adalet sistemlerinin daha erişilebilir, hızlı ve sürdürülebilir hale gelmesinde kritik bir rol üstleniyor.
Türkiye gibi arabuluculuğu uygulamaya erken adapte olmuş ülkeler için bu rapor yalnızca bir değerlendirme değil, aynı zamanda stratejik bir yol haritası sunuyor. Dijitalleşmeden düzenlemeye, büyüyen alanlardan mesleki gelişime kadar pek çok başlıkta uluslararası deneyimlerden öğrenmek ve ulusal sistemi bu doğrultuda güçlendirmek mümkün.
Raporun tamamını incelemek, grafiklerle desteklenmiş verileri ve uzman yorumlarını görmek isteyenler için:
CEDR Mediation Audit 2025 Raporu:
https://learn.cedr.com/the-eleventh-cedr-mediation-audit
Video Özeti – Graham Massie ile Röportaj:
https://www.youtube.com/watch?v=vJurk-vG2a8
Bu Yazı Hangi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Hizmet Ediyor?










